BiR SeVDaDıR GaLaTaSaRaY

7/9/2008 - Galatasaray TV Frekansı

Kategori: Genel
http://www.galatasaray.org/images/sayfalar/38/gs%20tv.jpg
Galatasaray Televizyonunun Frekansı GencAslanlar Blog'da!!

11804 v - SR: 24444 (Fec: 5/6)
yok Yorum Yorum yaz! Bağlantı

7/9/2008 - Efsaneleşmiş Futbol Cümleleri

Kategori: Genel
"Futbol bir ölüm-kalım meselesi değildir. Ondan çok daha önemlidir"
Bill Shankly - Former Liverpool Manager

"Evet, Liverpool şehrinin iki takımı vardır. Biri Liverpool, diğeri de Liverpool'un yedekleri"
Bill Shankly - Former Liverpool Manager

"Futbol asla sadece futbol değildir"
Simon Kuper'in yazdığı "Football Against The Enemy" isimli kitabın Türkçe ismi.

"Ne sağcıyım ne solcu, futbolcuyum futbolcu"
Aziz Nesin kaynaklı, halka malolmuş, anonimleşmiş bir deyim.

"Visca Barca, visca el Cataluna" (Barca kazanınca, Katalonya kazanır)
Nou Camp Stadyumundan 120.000 kişinin haykırışı

"Boca es mi religion, Maradona es mi dios, La Bombonera es mi iglesia" (Dinim Boca, Tanrım Maradona, Mabedim La Bombonera)
Boca Juniors'un stadyumu La Bombonera'nın giriş kapısında yazan cümle.


Hayat futbola fena halde benzer. Futbol, şahsi beceri gerektirir; ama aslında toplu oynanan, insanların bir takım halinde oynadıkları bir oyundur. Hayat da öyle değil mi? İstediğin kadar yetenekli ol, iyi bir takımın yoksa kaybedersin.
Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filminden.


"Mas que un club" (Bir Kulüpten daha ötesi)
FC Barcelona için söylenen ve özellikle tüm Katalonya'da benimsenmiş cümle.


Futbol benim bir parçam. Ben oynarken, etrafimdaki dünya da uyaniyor.
BOB MARLEY

Taç çizgilerinin ötesinde hiçbir sey yoktur.
JACQUES DERRIDA

Futbol topunun yuvarlakligi, rastlantinin öngörülemez niteligini simgeler. Bir futbol maçi öncesi, bizim insani öngörülerimize göre söyle söyle olmasi beklenebilir, ama aslinda hiç bilemeyiz, futbolda her sey mümkündür, çünkü top yuvarlaktir. Seyirciler fiziksel açidan sahanin disinda da olsala dar, oyuncular gibi oyunun bir parçasidirlar. Bakmakla yetinen tiyatro seyircilerine benzemezler. Birer taraftar olup çikabilirler. Tiyatroda kim Hamlet'in taraftari olabilir?..
PETER HANDKE (Kalecinin Penalti Korkusu’nun yazari)

Ahlâka dair ne ögrendiysem futboldan ögrendim. Çünkü top hiçbir zaman bekledigim köseden gelmedi.
ALBERT CAMUS (kaleci)


Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum: "Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen!"

Eduardo Galeano


En kötü tarafı sonuydu.
Onursuz ve şaşkın halde o cesetler geri dönüyordu.
Nehir yataklarına, toplu mezarlara..
Başlarını sallayarak ve unutuş şarkıları söyleyerek.

Ve biz oradaydık..
Davullarımız, delicesine terleyen bayraklarımız
ve altüst olmuş bir dünyayla...

Arjantinli şair Carlos Ferreira'nın 1978'de Arjantin'de yapılan dünya kupası için yazdığı şiir.

'Kimse bana o stadda 20.000 kişi oldunu inandıramaz...' Paolo Maldini
'Birgun ataturk havalimanına bir turk takımı sampiyon olarak inecek' - Ali Şen



Tuttosport= "Yine Cehenneme gidiyoruz"

La Gezetta= "Şeytanın Evi"

Maldini= "Kimse bana burda 25 bin kişinin olduğuna inandıramaz"

P.Nouma= "Bana hep ali sami yen'den bahsettiler"

HAGİ = "Bu seyirci ölüyü diriltir

TF1 fransiz tv - " paris ali samiyen cehenneminden nasi cikacak"

corriara della sport: "milan, dikkat et orasi hala cehennem'

Davids : (juve macından sonra) :"Bizde böyle taraftar olsa hiçbir takım karşımızda duramaz"

leeds li futbolcular : "Hello hell,We're Leedz united"

Almanlar: Hexenkessel" <-> "Cadikazani" , Höhle des Löwen" <-> "Aslanin Magrasi"

Berliner Morgenpost : "Futbolun sadece futbol olmadigini Ali Sami Yen Stadinda anladim"

collina :"bu cehennemi çok seviyorum"

basın toplantısında bir ingiliz gazeteci: "BİRİNGİLİZİN İSTEYEBİLECEĞİ EN SON ŞEY ALİSAMİYENDE MAÇ YAPMAKTIR"

Fatih Terim:'Futbolda dün yoktur,bugün de yoktur,yarın vardır!'


rugby centilmenlerin barbarlar için oynadığı bir oyundur. futbol ise barbarların centilmenler için oynadığı bir oyundur. - oscar wilde

açık havadaki sadakatin krallığıdır futbol. - antonio gramsci

"tribunlerde sizin yerinizde olmak icin sag kolunu feda etmeye hazir binlerce insan var..cikin onlar icin oynayin"

bill nicholson 1960 ve 70 lerin efsanevi tottenham hotspur manageri


Topun canı vardır. İsterse girer kaleye"
" Çok koşabilseydim Real Madrid'de oynardım"

Cevat Prekazi

dünya meşin bir yuvarlaktır. allah da gol."

can yücel'in 'ispor' adlı naziresinden.


"Futbol sert kızlar için çok iyi bir oyun olabilir; ama narin oğlanlara pek uygun sayılmaz."

Oscar Wilde

Ben futboldan ayrı kaldığımda, ağzından emziği alınmış bir bebekten farkım kalmaz!” - Ruud Gullit
“Bana yüz elli bin kişilik bir uyku tulumu yapın!” - Barnebau Stadı'nın yapım emrini veren Franco


"bırak italyanca konuşmayı spagettiyi bile telaffuz edemiyorum, bir italyana git topu al nasıl diyebilirim, ya bi yerimi tutarsa"

brian clough

"yenilmek kolay, kazanmak olay"

2-2 lik juve-gs maçı öncesi terimden öğrencilerine...

Bir maçın en önemli dakikası, ilk 90 dakikasıdır"

"Onları Küçümsemedik. Sadece düşündüğümüzden çok daha iyi çıktılar".
Sir Bobby Robson


"birinciysen birincisindir,ikinciysen hiçbirşey..."
bill shankly

Filozoflar futbol hakkında ne diyor ...


"All that I know most surely about morality and obligations, I owe to football"
ALBERT CAMUS


"In football everything is complicated by the presence of the opposite team"
JEAN PAUL SARTRE


"Power is only to happy to make football bear a diabolical responsibility for stupefying the masses"
JEAN BAUDRILLARD


"If there is a goal there must be a system" HEGEL


"All human history moves towards one great goal"
JAMES JOYCE

olayımızın kahramanı bülent karpat.........
ewett top ağlarda ve taççç.............(gol yerine taç demesi tarih sayfalarında mutlaka yerini alcaktır....)


Der Ball ist rund und das Spiel dauert 90 Minuten.
Top yuvarlatir ve mac 90 dakikadir.

Nach dem Spiel ist vor dem Spiel
Bu mac bitti, onumuzdeki maclara bakacagiz.

Her ikisi de Sepp Herberger'den.


Gary Lineker´in WM 90 da Amanya´ya yarifinalde yenildikten sonra futbol litaretörüne kazandirdigi cümle.

"Soccer is a game for 22 people that run around, play the
ball, and one referee who makes a slew of mistakes, and in the end Germany always wins."

Futbol 22 adamin devamli kostuklari, topa vurduklari ve bir hakemin birkac kücük hata yaptigi basit bir oyun, ve sonunda kazanan herzaman Almanya.

sami yende leeds macı capone ikinci golü atıyo
spiker tabi ki ercan taner:

hiç farketmez, hiç farketmez, alman, italyan, ispayol, ingiliz hiç farketmez. harikasın capone harikasın galatasaray!


Ne kadar iyi olursanız olun skorlar iyi olmadığı sürece sizi görevde tutmazlar

İmparator Fatih Terim meşhur 18-17 kaybedilen Gençlerbirliği - Galatasaray maçından sonra Florya'da yardımcılarına söylediği bir söz


futbol cinsiyet ayrımının yapıldığı bir spordur..

fifa başkanı sepp blatter soyledi 3-4 ay once


'' Sparta Prag'ı Sparta'da Yeneceğiz '' Ümit Özat

eski alman futbolcu Thomas "Icke" Häßler: Okul hayatimin iyi ve kötü yanlari vardi... iyi yani futboldu
Onu durdurabilmenin tek yolu stadyumun ışıklarını kapatmaktır

C.Ranieri'nin İnterli Adriano için yorumu...


Che Guevara, der über Fußball sagte:
"Es ist nicht nur ein einfaches Spiel. Es ist eine Waffe der Revolution."

Futbol sadece basit bir oyun degildir, futbol devrimin silahidir.


George Weah
"Fußball gibt einem leidenden Volk Freude."

Futbol, ezilen halkin mutlulugudur.


Bill Shankly.
"Im Sozialismus, an den ich glaube, arbeitet jeder für den anderen und alle bekommen einen Teil des Gewinns. So sehe ich Fußball, so sehe ich das Leben".

Benim de inanadigim Sosyalismuz da, her birey baskasi icin calisir ve herkes kazanctan pay alir. Futbol bu olmali, hayat bu olmali.


Alf Barnett
"Fußball ist das Ballett der Arbeiterklasse."

Futbol, Isci sinifin baletidir.

"Bence Galatasaraylılık din gibi, mezhep gibi yerleşmiş, köklü bir inançtır. Galatasaray'ı işte bunun için tercih eder ve Galatasaraylılığımla her zaman gurur duyarım."


Metin Oktay


takımı yenıldıgınde aglamayan hıcbır zaman buyuk futbolcu olamaz. G.HAGI hayat hakkında bılmenız gereken hersey baba fılmınde vardır,futbol hakkında bılmenız gerekenler ıse bır derbıde saklı G.SOUNESS

bır kadına asla youll never walk alone dıyemezsınız

Bu maçın bizler için ayrı bir önemi vardı .Çünkü İngiltere ve Arjantin'i karşı karşıya getiren Falkland savaşının anıları çok tazeydi. Maça çıkmadan önce maçın iki ülke arasında geçmişte yaşanan kötü olayların üzerine örtülecek bir perde gibi olduğunu ve bu maçın bir dostluk maçı olduğu şeklinde açıklamalarda bulunuyorduk. Halbuki hiçbirimiz bu duygularla maça çıkmadık.
Hepimiz kinimizi maçı kazanma yönünde harcadık çünkü maç bir kupa maçı değil bir onur ve intikam maçıydı. Ben maçta iki gol atmıştım ve attığım golden birini resmen elimle atmıştım ama bu an hakemim gözünden kaçmıştı. O dönemde golü ‘‘Tanrı'nın eli’’ diye açıklamıştım. Ne Tanrı'sı yahu! Diego'nun eliydi !

Tanrı'nın eli ha... Fotoğrafçılar bile ne olduğunu görememişti. Bu resimde gözlerini kapatan İngiliz kaleci Shilton çok kızdı, beni verdiği veda partisine çağırmadı. Bu gol çok hoşuma gidiyor. İngilizlerden intikamımı bu şekilde almıştım."

Maradonanın 86 Meksika daki İngiltere maçı hakkında yorumu!
(Bi insana kimse boş yere tanrı muamelesi yapmaz.)


mac bitti hala gol yiyioruz
bir atağı daha gol yiyerek atlattık.
meşhur 8-0 lık ingiltere macında spikerin sözlerimiş

Ümit Aktan
3-3 biten unutulmaz Man. UTD - GS Maçında Arifin Golunden sonra.

Şumaykıl Bumaykıl değil dünyadaki butun Maykıllar gelse bu golu çıkaramazdı

uefa kupası finalinden sonra George Hagi:

Başka bişey yok kardeşim...En büyük Galatasaray.Başka yok!


Evet Sayın Seyirciler!

Tugay oralardan vurursa gol olur.Vuruyor aut. (Gs-Werder)

Bülend Karpat amcamız...

"Lucescu takımı böyle oynatsın ben onun alnından öperim, yanağından makas alırım"

Telegol programındaki ezeli düşmanı Ahmet Çakar'a: "Senin geldiğin yola ben asfalt döşedim!"

A.Sami Alkış

"Arsenal çok tehlikeli bir yerden köşe vuruşu kullanıyor sayın seyirciler."

Bülent Karpat

Galatasaray'ın Grashoppers ile oynadığı maçta Grashoppers formasıyla oyuna giren Gürkan Sermeter isimli gurbetçi futbolcuyu önce "Görkın Sörmıtır" şeklinde okuyan Karpat, daha sonra "Aaa! Ama bu bizim Sermeter, Gürkan Sermeter" diye devam etmiştir.


cimbomun deplasmanda leeds united ile 2-2 berabere kalip finale kaldigi macta h.sükürün attigi 2. golde ercan taner aynen sunlari söylemisti..hala aklimda..


* Biz Zor Günlerin Adamiyiz
-B.korkmaz

* Görenler Bizi Iyi Görsün
-B.Korkmaz

* Sen Sonuna Kadar Isini Yap Kayip Edersen Oyle Kayibet,ama Zaten Herzaman Kayip Etmesin.
-Fatih Terim


%1 gerçekliştiği zmn %99 dan daha büyüktür..
georghe hagi uefa finali öncesi laubali bi ingiliz muhabirin sorusu üzerine...

KEMALETTİN: hakemler hakkında konuşmak istemiyorum ama hepsinin allah belasını versin


1969da sex ve alkolü tamamen bıraktım.hayatımın en sıkıcı 20 dakikasıydı
---george best

Yarın yine borçlarım olacak
Ama bu akşam kral benim
(Napoliten bir tezehürat)
-Napoli halkı! San paulo stadın nı doldurun ve 364 gün sizi unutan,sadece bügün için hatırlayan İtalyanları değil gelin size büyük mutlulukları yaşatan,sizden biri olan Maradona yı destekleyin....-(MARADONA)
-Total futbolu ve dünyayı kasıp kavuran bu oyunu sarı fare yaymıştır-
(CRUYFF)


Şansal: Lütfen Kampanyası var bider hocam..?
Erman: O zaman bende diyorumki seyirciye, Beşiktaş seyircisine Beşiktaş seyircisi Şenol'un annesini lütfen normal yollardan götürün.. Lütfen..
Şansal: Bu hakkaten küfür ayıbı olur hocam...


Dileriz bu yağmur Cimbomun gol çiçeklerini sulamak için yağıyordur.SABRİ UGAN
yok Yorum Yorum yaz! Bağlantı

7/9/2008 - Osman Tanburacıdan Şampiyonluk Yazısı..!!

Kategori: Genel
Şampiyonu yenen Kasımpaşa kümede kalsın!
16.05.2008
Olanlar oldu… Galatasaray şampiyon oldu. Geyikler tavan yaptı…
Her kafadan bir ses çıktı… Herkes nalıncı keseri gibi kendine yonttu!...
Fenerbahçeli hala şampiyonluğu Galatasaray’a kendisinin ikram ettiğini söylüyor;
Kezman penaltıyı kaçırmasaymış,
Volkan hata yapmasaymış,
Galatasaray’dan son dakikada gol yenmeseymiş,
Fenerbahçe şampiyonmuş…
Ölme eşeğim ölme yonca bitecek!

Aslında seviyorum böyle geyikleri.
Dedim, dedi güzel şeydir;
Fatih Tekke’nin elinde yükselen UEFA Kupası’nı görünce ben de diyorum ki;
Fatih Tekke Fener’de olsa UEFA Kupası’nı Fenerbahçe alırdı…
Gel de yanma!


Seydi, saydı ile olmaz!
Galatasaray gibi olur;
Yüreğin yetecek genç takım kuracak ve taviz vermeden şampiyonluğa koşacaksın.
Koşmayan aslara değil koşan gençlere rağbet edeceksin!
Ruh yaratacaksın; yani idmanda, soyunma odasında bedenden taşanlar mazinin başarılarıyla bütünleşecek… Ama mazinde de bir şeyler olacak…
Soyunma odalarında bir zamanlar; UEFA Kupası, Süper Kupa kaldıran ellerin olduğunu, ağları yırtan gollerin sahibi ayakların olduğunu, bazılarının hasret çektiği Türkiye Kupası’nı en çok kaldıranların sarı-kırmızı olduğunu, 70’lerde 3 sene, 90’larda 4 sene üst üste şampiyonlukların olduğunu hatırlayacaksın…Böyle bir ortamda ruh kendiliğinden bedene girer büyük bir sinerji doğar! Mühim olan o ortama sahip olmak ve onu hissetmektir.


N’aptı Ali Şen; eski defterleri açtı!
Baktı Galatasaray şampiyon, günün müziği de ‘Çıldırın… Çıldırın..’ Ali Bey, Fener’i avutmak Galatasaray’ın başarısını hasıraltı etmek için eski şampiyon hoca Rauch’u çağırıp yanına sarının yanındaki rengi belirsiz Selçuk Yula’yı, sonradan Fenerli olan Galatasaraylı defans oyuncusu Güngör’ü de alarak, derhal eskiye döndü… Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü?
Yahu 30 sene geçmiş üzerinden…Galatasaray forması giymiş Selçuk Yula ve Güngör’le ne havası basıyorsun be Koca Başkan Ali Şen!... Fener’de başka başarı yok mu ki Rauch devrine gidiliyor…
Çağır Chelsea’yi gelsin; ‘bak bizim yenildiğimiz Chelsea final oynuyor’de!...
Ali Şen de onları tanımaz!...
Bunlar da; Galatasaray her mevsim UEFA Kupası dedikçe ‘nostalji yapmayın’diyen Fenerlilere duyurulur!

Ali Şen dayanamadı Zico’ya da çattı!
Aziz Bey’e de; At Zico’yu, al Mustafa Denizli’yi yoksa yönetime el koyarım mı demek istedi acaba?
Yetmedi;
Ali Şen, Roberto Carlos için de Real Madrid'deki gibi oynamadı buyurdu...
Hepsi doğru.
Bence bir tek şeyi eksik söyledi Ali Şen;
Gönderin Aziz Başkanı ben geliyorum,
Ali Şen Başkan Fenerbahçe şampiyon! demedi…


Faruk Süren de cuk oturttu!
Kalli gitti takım şampiyon oldu diyenlere Süren’in cevabı çok manidardı;
‘Kalli değil, Başkan Canaydın gitti Galatasaray şampiyon oldu!’
……………………………………
Doğru söze ne denir!
Adnan Polat’la sevgi geldi…
Galatasaray kaynaştı.
Baksanıza bütün başkanlar Fener maçındaydı…
Adnan Polat, Canaydın zamanı 6 sene süren kırgınlıkları ortadan kaldırırsa Galatasaray daha çoook şampiyon olur.
Süren aslan muhabbeti için de;
‘Ali Sami Yen'e bir de sarı-lacivert çember konmalıydı ki aslan içinden geçsin’ dedi.
‘Çemberi de sirklerdeki gibi alev alev yakmalıydılar’ dese tam not alacaktı felsefeden; çünkü Fener kaçan şampiyonluk sonrası zaten için için yanıyordu!

Eee ne demişler
"Barikayı hakikat, müsademeyi efkardan doğar’
Tez-antitez daima gerçekleri ortaya çıkartır. Fikir çatışmasıyla doğrular bulunur.
Bizim de mizah yoluyla yaptığımız odur.
Galatasaraylı hiç kaçırma koz senin elindeyken takıl Fenerbahçeliye… Tam zamanı ama nezaketini de elden bırakma!


Hıncal’ı da ben yalnız bırakamam!
Tez-anti tez denince aklıma Hıncal Uluç geldi… Bu işin piri üstadı Hıncal Uluç’tur. Herkesin ak dediğine kara demezse çatlar! Öyle prim yapar Hıncal, insanların ruh sağlığını bozaraktan…
Yine kalkmış Galatasaray’ın şampiyonluğu üzerine Galatasaray’ı kötülüyor.
Be Hıncal bırak insanlar sevinsin, daha şampiyonluğun ateşi sönmeden taraftarın zevkine limon sıkmasana!...
Galatasaraylılar Hıncal’a kızarken, Fenerbahçeliler de Hıncal’ı kutluyormuş!
Hıncal’ın dedikleri yapılsaymış Fener şampiyonmuş.
Burada durun. Hooop!
Galatasaray Hıncal’ın dediklerini yapmadığı için Şampiyon!

Ancak;
Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kendi sitesinden yayınladığı Hıncal deklarasyonuna da sonuna kadar karşıyım. Böyle ataklara karşı da bir medya mensubu olarak Hıncal’ı yalnız bırakamam!
İnsanları hatalarıyla yargılayabilirsiniz ama ‘Şerefsiz’likle itham etmek Fenerbahçe gibi büyük bir camiaya yakışmaz!
Hıncal hiç maçlara gitmiyor ki…
Şeref Tribünü’ne hiç gitmiyor ki kimliği hakkında ‘şeref’ tartışması yapılsın!



Kazım Kanat küpeli kulakların çınlasın!
Yerli yabancı futbolcu tartışmasında yerliden yana olan sevgili dostum Kazım Kanat’a selamlarımı sarkıtıyorum, Filli Boya reklamında eşi Sevinç hanımefendi ile çevirdiği filme aldanmayın kanat birinci sınıf kılıbıktır! Evdeki odalar hep Sevinç hanımın tercihi renklerdir.
Neyse bu özel…
Kanat; Fenerbahçe’de 9 yabancı var o Türk takımı olmaktan çıktı kabilinden bir laf ediyor ve;
‘Eğer yabancı seyretmek istiyorsam neden Fener’i seyredeyim ben de gider Chelsea’yi seyrederim’ diyor…
Şapka!...
Kazım’ı işte bunun için severim.
Taşı gediğine koyar!


UEFA, Kasımpaşa’yı da düşün!
Sivasspor ligde 4. oldu… Çok üzüldüm. Gerçekten çok üzüldüm… ‘Üç büyükler’ hala yıkılamadığı için çok üzüldüm.
Beşiktaşlılar kızmasın ama; şu üçlü averajı inandırıcı ve geçerli bulmuyorum.
Neymiş; kendi aralarında oynadıkları maçlarda birbirine sağladıkları üstünlük sonucu falan….
Geçiniz!
O zaman Şampiyon Galatasaray’ı yenen Kasımpaşa da kümede kalsın!
Beşiktaş’ı yenen Rize de kümede kalsın!
Onları yeneni yenen Sıvas da ligde 2. olsun.
Nitekim UEFA bir ara Sıvas için kendi sıralamasında 3. dedi, sonradan 4.’lüğe düşürdü…
UEFA bile hesaplamada yanıldı…
Bu kadar hasas dengelerle sıralama olmaz!

Ancak;
Sıvasspor’un hocası Bülent Uygun’un da Galatasaray-Fenerbahçe derbisi öncesi 25 Nisan perşembe günü Fenerbahçe TV’ye yaptığı açıklamada; ‘derbide gönlüm Fenerbahçe’den yana’ demesi de pek hoş değil!
Aynı Bülent Uygun ligde son iki haftaya girilirken de bakın ne diyor; ‘kalan iki maçımızı da kazanmak istiyoruz. Bu haftaki maçın favorisi Galatasaray’
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
Sıvasspor’un başındaki hoca Sıvas’tan çok etrafı düşünüyor, nasıl şampiyon olur Sıvasspor, bırakın şampiyonluğu nasıl 3. olur!
İşin doğrusu ya da ilahi tesadüf dediğin de işte şudur;
Kendi sahanda çok sevdiğin kardeş takımın Fenerbahçe’ye 1-4 yenilirsen UEFA ya katılmayı da işte böyle kendi elinle Beşiktaş’a verirsin…
Ayrıca Sıvasspor kendi sahasında üç büyüğe de yenildi!
Bülent Hoca daha konuşmaya devam etsin…


FANATİK’i protesto ediyorum
13 Mayıs günü Fanatik Gazetesi’nin verdiği Galatasaray posterini protesto ediyorum!
O poster değil;
Karikatür!
Galatasaray’la alay etmek isteyen bir karikatür!
Bütün gazetelerde dünya kadar mükemmel fotoğraf varken Fanatik’in Galatasaray posterini karikatür olarak vermesi hangi Fenerbahçeli’nin aklına geldi anlamadım!
Sen de nasıl izin verdin Necil Müdür onu da anlamadım!
Galatasaraylı gocunmuş, haberiniz olsun!

6’nın 6’nı üstüne getirdik!
1- 6 maç seyircisiz
2- 6 hafta hocasız
3- 6 yabancı bile oynatmadan
4- 6 puan fark
5- 6 gol averajı
6- 6'ncı Aziz Yıldırım şampiyonluğu

Bugünlük bu kadar hoşça kalınız…
Unutmayın;
"Barikayı hakikat, müsademeyi efkardan doğar’
Milli Takım’da bu yok işte!
İmparator tek başına karar veriyor…
Sezon boyu başarılı bir performans çizen Yıldız-Topuz Mehmetlerin yerine Aurelio Memet’i tercih ediyor.
Gocundum kere gücendim…
yok Yorum Yorum yaz! Bağlantı

7/9/2008 - Ermenista 0:2 Türkiyemiz

Kategori: Genel
 Ermenistan: 0 Türkiye: 2

Tarihinde Ermenistan ile oynadığı ilk karşılaşmadan 2-0 galibiyetle ayrılan millilerimiz,
Dünya Kupası elemelerine de galibiyetle başlamış oldu.


A Milli Takımımız, 2010'da Güney Afrika'da düzenlenecek 19. Dünya Kupası
Finalleri Avrupa elemelerinde 5. Grup'taki ilk maçında Ermenistan'ı
Erivan'da Tuncay ve Semih'in golleriyle mağlup etti.



==================

yok Yorum Yorum yaz! Bağlantı

7/9/2008 - Galatasaray Müzesi

Kategori: Genel
img131/8100/muzeqq0.jpg

Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen 1905 yılında Kalamış’da ilk Galatasaray Müzesi’ni açtı.

Müzede o güne kadar kazanılmış madalyalar ve kupaların yanı sıra tarihi fotoğraf ve belgelerle forma ve şiltler bulunuyordu.

Birinci Dünya Savaşı sonunda spor anılarımıza el konulacağı haberini alan kurucumuz Ali Sami Yen müzeyi 15 Mayıs 1919 tarihli Genel Kurul kararıyla Galatasaray Lisesi’ne taşıdı.

Türkiye’nin ilk spor müzesi niteliğini taşıyan Galatasaray Müzesi’nin müdürlüğünü şu an Ali Oraloğlu yapmaktadır.



Müze her Çarşamba saat 13.00 - 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Müze’de Galatasaray Spor Kulübü’nün kuruluşundan bu yana kazanılan kupalar, şilt ve formaların yanı sıra Birinci Dünya Savaşı’na gönüllü olarak katılan 200 lise öğrencisinin kılıç, karabina silahları da bulunmaktadır.

Ayrıca müzemizde kulüp arşivi, 97 yıllık resim koleksiyonu, başta Atatürk olmak üzere Türk ve Yabancı Devlet Başkan’larının imzalı fotoğrafları ve 2000 yılında kazanılan UEFA Kupası ve Süper Kupa ile birlikte 3000 adet kupa bulunmaktadır.
Ulaşım Bilgileri;

Galatasaray Müzesi

Galatasaray Lisesi
Beyoğlu-İstanbul

Tel: 0 212 249 11 00
yok Yorum Yorum yaz! Bağlantı

7/9/2008 - Aslantepe

Kategori: Genel


"Aslantepe, İstanbul’un anıtsal mimari simgesi olacak”

Aslantepe Projesi için Başkanlığı döneminde yoğun çalışma yapan ve temel atma töreninde bulunan Galatasaray Spor Kulübü 32. Başkanı Özhan Canaydın'ın Galatasaray Dergisi'nde yayınlanan röportajı

Seyrantepe projesinin Galatasaray için önemiyle başlasak...
Hiç şüphesiz ki bu proje Galatasaray’ın her anlamda geleceğini kurtaracak bir projedir. Ancak ben ilk önce herkesin bilmesi için şu gerçeğin altını özellikle çizmek istiyorum. Ali Sami Yen’in mülkiyeti GSGM’ye yani devlete aittir. Türkiye’deki bütün statlar, Şükrü Saracoğlu da, İnönü de dahil mülkiyet itibarıyla devletin malıdır. Kulüpler ise buranın sadece üst kullanım hakkına sahiptir. Bu arazileri satın almış bile olsanız mevcut imar durumu size orada sadece yeni bir stat yapma hakkını vermektedir. Yani o arazilerde biz kulüpler, tapusunu da alsak konut, işyeri benzeri yapılar yapamayız. Bu önemli gerçeği göz ardı etmemek lazım.

Göreve ilk geldiğinizde stat projesini nasıl ele aldınız?
Bu süreci bir özetlemenizi istesek.
2002 Mart seçimlerinden sonra göreve geldiğimizde seçim öncesi taahhütlerimizin arasında en başta geleni Ali Sami Yen Stadı projesinin hayata geçirilmesiydi. Bu çalışmalarda ilk olarak ön projeler çizildi. Bunu da Tekfen Grubuyla beraber yaptık. Çünkü bizden önceki yönetim bu grup ile stat inşası için bir anlaşma imzalamıştı. Sonraki çalışmalarda bazı sıkıntıların olduğu ortaya çıktı. Zaman geçmiş, imar durumumuzun da son dönemin gelmiştik. Kredi arayışının içine girdik. Yalnız arazi tapusu bizim olmadığından kredi almakta büyük sıkıntılar çekiyorduk. Bu süreçte kredi bulmak isteyen bazı aracıların da olumsuz etkileri oldu. Galatasaray, Sahip Som olayından dolayı kredibilitesini kaybetmiş değildi. Bundan önceki dönemlerde de bir Yabancı-Türk ortaklığıyla kredi anlaşması yapılmıştı. 100 milyon dolarlık anlaşma imzalanmış fakat Türkiye’deki aracılar başka sebepten dolayı tutuklanmışlardı. Demek ki, bu tip olaylar her zaman için olabiliyormuş.

Ancak yine de kredi arayışlarını devam ettirdiniz…
Çalışmaları çeşitli boyutlara çıkardık. İmar izninin bitiş günü yaklaştıkça biz çalışmalarımızı hızlandırdık. Amacımız parsiyel olarak bu stadı bitirebilmekti. Ancak söylediğim gibi, kredi temini konusunda ciddi problemler vardı. Modern ve Galatasaray’a yakışan bir stad yapmak için önemli miktarda bir para gerekiyordu. Kulübün içinde bulunduğu maddi durum itibarıyla bu ilave borç yükü demekti. Ancak yine de bu arayışları ciddi boyutlarda sürdürdük.

Bu süreçte bazı kredi olanağı önerileri de aldınız ama kabul etmediniz. Neden?
Evet, böyle bazı öneriler aldık ancak önerilen geri ödeme koşulları Galatasaray açısından hiç olumlu değildi. Hem büyük bir miktar borç içerisine girecektik. 10 yıl boyunca borcu faizleriyle birlikte geri ödemek zorunda kalacaktık. Stadı yapıp bitirip işletmeye açsak bile mali sıkıntımız yıllarca devam edecekti. Üstelik de, bu seçeneği tercih etsek bile, tüm parasını ödememize rağmen stadın mülkiyeti yine bizim olmayacaktı! Diyelim ki, Ali Sami Yen Stadının yeniden yapımı için 100 milyon dolar kredi bulduk ve stadı yaptık. 10 senede en iyi şartlarla geri ödeyeceğiz, faizini ödeyeceğiz. Peki stat kimin biliyor musunuz? Stat GSGM’nin. Borçlanıp stadı yapacağız, 10 sene faiziyle birlikte geri ödeyeceğiz. Bu 10 sene zarfında şimdiki stattan geldiği kadar gelir bile kalmayacak bize ve yaptığımız stadı bir de GSGM’ye devretmek zorunda kalacağız. Üstelik bir de 20.000 kişilik portatif bir başka stat yapma taahhüdümüz de vardı o zaman. O da GSGM’ye devredilecekti. Yani özetle demek istediğim şu ki, biz kredi bulup Ali Sami Yen’in yerine bir stat yapsak bile o stat GSGM’nindir. Şimdi biz 1 lira harcamadan Seyrantepe’ye gideceğiz.

Kredi seçeneğini zorladınız yani…
Stadı kendi paramızla yapmak konusunda çok çabam oldu. Bunu herkes biliyor, şahittir.. Eğer Galatasaray’ın geleceğini düşünmeden, sadece kendi Başkanlık kariyerimi düşünerek hareket etseydim, belki bugün Mecidiyeköy’de 40.000 kişilik bir stadımız olurdu. Ama o kısıtlı arazi üzerinde sıkışmış, birçok özelliğini yitirmiş, yine sonuçta devlete ait olacak olan bir stadımız olacaktı ve biz sanıyorum 2020 yılına kadar o kadar borcumuzun üzerine bir o kadar daha borç ödemek zorunda kalan, hareket alanı iyice daralmış, stadı olmasına rağmen neredeyse stad gelirleri olmayan bir kulüp olacaktık….

Olay sadece finansmanla da bitmiyor. Daha başka sorunlar da var. Ali Sami Yen’in şu anki arazisinde bir stat yapılacak olduğunda, bu 40 bin kişilik olursa arkada 5 parsel var, onların da alınması gerek.. Başkalarına ait tapu tescil belgeleri olan parselleri kastediyorum. Likör fabrikası tarafında giriş çıkış sorunu var. Ali Sami Yen’de 2 bin araçlık bir otopark yapılacaktı. 600 araçlık katlı otoparkımız da var. Bu trafiği alt üst edecekti. Eski iznimize rağmen yeni taleplerimizde yetkililer bize hayır demişlerdi.

Bu dönemde başka alternatifler oldu mu?
Evet, oldu. Bu arada Olimpiyat Stadı için bize teklifler gelmekteydi. Kullanım hakkı bize 49 seneliğine verilebilirdi. Çalışmaları o konu üzerinde yoğunlaştırdık. Oranın en büyük problemi olan rüzgar sorununu çözmek için bir Fransız firması ile temasa geçtik. Ama görüldü ki, orası hiçbir şekilde bize uygun değildi.

Seyrantepe nasıl ortaya çıktı peki?
Bu arada kredi olayları da gerçekleşmeyince Mustafa Sarıgül bize Seyrantepe arazisini gezdirdi ve bir öneri getirdi. “Buraya stat yaparız, başka şeyler de yaparız, bu arada Ali Sami Yen’i de veririz” dedi. Mustafa Sarıgül, ayrıca “Ali Sami Yen’in yerine bir otel yaparız, o oteli yapacak olanlar bize stadı da yaparlar. Böylece stadı ucuz bir şekilde malederiz” önerisini getirdi.

Bu öneri pratikte neden gerçekleşmedi?
Öneri basına yansıyınca, Milli Emlak’tan ve Bakanlıktan bir çağrı aldık. Bize Ali Sami Yen GSGM’nin, Seyrantepe ise Milli Emlak’ın malı dediler. Bize bir Resmi Gazete getirdiler, iki gün öncesine aitti ve baktık ki, Seyrantepe satışa çıkmış. Bunun üzerine bir yetkili bize tavsiyede bulundu ve bu olay basına yansıdı diye cevap verdik. Bize şimdi bir yolunuz var denildi. Seyrantepe’ye bir stat yapmak isterseniz, Ali Sami Yen’le bir değiş tokuş yapmanız halinde bu imkan size sağlanır dediler. Bunun üzerine biz de Ali Sami Yen’deki zorlukları, trafiğe gelecek olan ekstra yükü de göz önüne alarak, Seyrantepe projesine yöneldik. Devletle yapılan görüşmelerde Seyrantepe’nin bize verilebileceğini öğrendik. Seyrantepe için o güne değin iki ihale yapıldığını ancak bu ihalelerin geçerli olmadığını öğrendik. Bir ay içinde ihale var ancak siz talip olursanız ihaleyi iptal ederiz dediler. Ve biz Ankara’da 19 Mayıs 2004 tarihinde Başbakan tarafından ihalenin kaldırılması ve bu arazinin kullanım hakkının sportif amaçlı tesisler yapmak için Galatasaray’a tahsisini içeren anlaşmayı imzaladık. İhale iptal oldu ve üst kullanım hakkı tapusunu aldık.

Bu tapunun alınmasından sonra neler yaşandı?
Sonradan öğrendik ki, iki tane büyük kooperatif ve bir kooperatifler birliği o arazi için çalışma içindeymiş. Üst hakkı bize verilince onların çalışmaları geçersiz kaldı. Bunun üzerine kooperatifler bize bir teklif getirdiler. Bu teklife göre araziyi satın alalım ve tapusunun da yarısını size verelim dediler. Stadın yanısıra diğer taraflara da mesken inşaatı yaparız dediler

Bu proje neden gerçekleşmedi?
Üst hakkı yerine arazinin yarısının tapusunu almak bizim için daha avantajlıydı. Stat inşaatı için bulabileceğimiz krediler için de elverişli bir durumdu. Toprak tapusu mühim çünkü. Fakat çok uzun sürdü ve neredeyse 1 senemizi bu iş için kaybettik. Maalesef bu gerçekleşemedi.

Bugünkü nihai çözüm şekline nasıl gelindi? Siz mi önerdiniz?
Evet. Biz alternatif teklif olarak, Ali Sami Yen’i bırakalım, bunun karşılığında Seyrantepe arazisi bize verilsin dedik. Yine Ali Sami Yen gibi 49 senelik üst kullanım hakkına sahip olduğumuz bir stat yapalım dedik. Artık şehir içinde kalan statlar belediyelere terk ediliyor, belediyeler orada özel imar durumları çıkararak bu şehirlerin takımlarına bedava yeni statlar yapıyorlar. Kayseri ve Antalya’da bu süreç başladı. Bizim bu konudaki çalışmamız ve çabalarınız örnek oluşturdu ve devletin felsefesi oldu.

Bu alternatif öneriyi biraz açar mısınız?
Ali Sami Yen’deki arazimiz biliyorsunuz 34 dönümdür. Buradaki ise 120 dönüm. Buraya 52 bin kişilik üstü açılır kapanır çok amaçlı bir stat yapılacak. Ciddi bir çalışma dönemine girdik. Ali Sami Yen’de 49 sene için 68 milyon dolarlık bir kira anlaşmamız vardı. Biz Ali Sami Yen’i bırakınca yeni stadın üst kullanım hakkı hiç bir ücret ödenmeksizin Galatasaray’ın olacaktı. Kira bedeli ödenmeyecek. Bu toplamdaki borcu da düşürecek. Bu stadın yapımına tek bir lira harcamayacağız.

Bu takasta Galatasay’ın dezavantajlı olduğu ileri sürenler var…
Evet, bazı çevrelerde İETT garajı ya da karayolları arazisi 8 bin dolar metrekare değerle ihale edilirken Ali Sami Yen arazisi nasıl bedavaya bırakılır diye yorumlar yapılıyor ki, bunlar temelden yanlıştır. Çünkü Ali Sami Yen arazisi bizim değil. Diyelim ki parasını bir yerden, bir şekilde bulup devlete ödeyerek biz bu araziyi devletten satın alsak bile yine sportif amaçlı kullanmak zorundayız. Zaten o araziyi üst kullanım hakkına sahip olan kulübe sattığınızda bile yerine yalnızca stat yapabilirsiniz. Bir imar değişikliği de yapılamaz. Yani Galatasaray GSGM’den Ali Sami Yen’i satın almış olsa bile sadece stat yapmak için alabilir. Kati bir surette yeni bir imar durumu alınarak buraya mesken, otel işi merkezi vs. yapılamaz. Yalnız stat yapılabilir.

Eleştirilerde bu takasın eşitsiz olduğunu öne sürüyorlar?
Avrupa’nın en modern beş stadından birisinin yapımını hazmedemeyen gruplar tez olarak ısrarla Ali Sami Yen gibi kıymetli bir mülk bırakılır mı, onunla trampa edilir mi temasını işliyorlar. Biz Ali Sami Yen’in yalnızca üst hakkına sahibiz. Bu mülkü satın alsak bile sadece stat yapımı için alabiliriz. Biz TOKİ değiliz. Onlar gibi özel bir kanuna tabi değiliz. Bu ülkede sadece TOKİ, imar durumunu belirleme ve değiştirme fonksiyonuna sahip bir kurum. Kanunda yazıyor, isteyen açar okur. TOKİ buradan gelecek gelirle ve kendi kanununun verdiği imkanla Seyrantepe Stadını inşa edecek ve otofinansmanı yoluna gidecek. GSGM ile yaptığımız anlaşma gereği bu stadın üst kullanım hakkı da bir bedel ödemeksizin Galatasaray’a verilecek. Bu takas eşitsiz olabilir mi hiç?

Peki, stadların kulübe devredilmesini öngören bir kanun tasarısı hazırlığından bahsediliyor…
Yarın öbür gün bir kanun çıkar da üst kullanım hakkına sahip kulüpler bu statlara sahip olma fırsatına kavuşursa, Seyrantepe’deki 120 dönüm araziye üstündeki modern statla birlikte sahip olmak için gereken adımları da atarız elbette. Eğer bazı grupların ısrarla söylediği gibi biz Ali Sami Yen’i alıp da ona yeni bir imar durumu çıkarabilsek o zaman haklı olabilirler. Ama şimdi bunu söylemeye hiç hakları yok.

Seyrantepe’deki stadın yerinin saptanması da başlı başına bir süreç aldı. Biraz da bundan bahseder misiniz?
Evet. Bu çok önemli bir konuydu ve bir dönem vakti de o süreçte harcadık. Ama harcanması gerekiyordu. 384 dönümlük arazinin üzerinde üç tane inşaat yapılacak tepe vardı. Biri 15, biri 120 ve diğeri de 60 dönümdü. İlk başta bu 60 dönüm ve çevresi bize verilmişti. Bu kenarda ve meskenlere yakın bölgedeydi. Biz inşaatı ısrarla 120 dönümlük tepenin üstüne aldırmak için uğraştığımızdan dolayı 6 ay kadar zaman kaybettik.

Bunun önemini ve farkını biraz anlatabilir misiniz?
Önceki yer çukurdaydı. Stat çukurda kalacaktı. Ayrıca orada yapılsaydı arazi yeterli büyüklükte olmadığından yarısı sütunlar üstüne inşa edilecekti. Şimdi stat bir anıt gibi arazinin en güzel yerinde yer alıyor. 52 bin kişilik bir stat ve 5 bin kişilik otoparkıyla arazinin en güzel yerinde yapılacak.

Yeni stadın projesi ne zaman yapılmaya başlandı?
İlk anlaşmalar Başbakanın oluru da alındıktan sonra 2006 yılının 8. ayında protokolün imzalanmasıyla yapılmıştır. Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin GSGM’yi temsilen, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan Milli Emlak’ı temsilen, TOKİ başkanı ve projede katkısı olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı ile Galatasaray Kulübü tarafından bir protokol imzalandı. O günden itibaren de proje çalışmaları başlamıştır. Arazinin tetkiki bitirilmiştir. Ocak ayında detay projelerin çizimine başlanmıştır. İhale tarihine kadar da her şey bitmiş olacak. Her hafta çizimci firmadan dökümanlar bize geliyor.

ASP firması değil mi?
Evet. Bu firma Avrupa’da bu tarz projelerde tecrübeli bir firmadır. Stuttgart Stadı yenilenmesi, Leipsig Arena gibi büyük projelerin altında onların imzası var. Türkiye’deki ortağı da Yüksel Proje. ASP firmasıyla ilgili olarak bizim şansımız 35 senedir Almanya’da yaşayan ve 50 önde gelen mimarın içinde gösterilen Mete Arat’ın orada yer almasıdır. Çok tecrübeli bir firma ve bu mimar arkadaşımız da işin içinde. Yüklenici firma buldu kendilerini. Biz de inceledik ve bu iş için çok uygun olduklarını gördük.

Stad mimarisi genel olarak nasıl tanımlanabilir?
Seyraptepe’deki stadımız, Schalke Stadı ile Amsterdam Arena Stadları’nın mimari konseptleri temelinde hazırlanıyor. Tamamen modern stad mimarisinin anıtsal ve özgün bir örneği olacak. Estetik formuyla, kısa zamanda İstanbul’un anıtsal mimari simgelerinden başlıcası haline gelecek.

Stadın kapanabilir olma özelliğinden bahsedebilir misiniz biraz da?
Bu anlamda Türkiye’nin ilk stadı olacak. Üstünün kapanabilir olması en önemli avantajlarından biri olacak. Büyük bir kongre merkezimiz yok bizim İstanbul’da. Burada 15 bin kişilik kongreler yapabiliriz. Otomobil fuarları gibi etkinlikler yapabiliriz.

Bahsettiğiniz stad işletmesi profesyonel bir iş. Kulüp kendisi mi yapacak?
Hayır, biz bu konuda Avrupa’da en deneyimli olan bir firma ile çalışacağız. Anlaştığımız Arena firması ile beraber stadın işletmesi yapılacak. Arena firmasının işletmecilik tecrübesinden dolayı talep ettiği her şeye proje yürütülürken beraberce karar verilip yapılacak. Arena firması bu tarz organizasyonları Amsterdam Arena Stadında yapıyor ve o stat yılın 120 günü aktif durumda. Bunu burada biz de yapabiliriz.

Sportif etkinliklerin dışındaki gelirler de Galatasaray’a mı ait olacak?
Elbette. Sportif veya sportif amacın dışındaki tüm gelirler Galatasaray’a ait olacak. Ali Sami Yen’de Galatasaray’a verilmiş bütün haklar yeni anlaşmada da geçerli olacak.

Bazı konuları açığa çıkarabilir miyiz? Bize çok soruluyor, mesela yeni stadın adını biz mi koyacağız? koltukların renklerine biz mi karar vereceğiz?
Bu soru işaretlerinin tümü gereksiz. Elbette stadımızın bütün gelirleri Galatasaray’ın olacak. İsim hakları elbette Galatasaray’ın olacak. İç tasarım elbette Galatasaray’ın istediği tarzda olacak. Temel atıldığından itibaren Galatasaray bu projede hak sahibidir ve her istediğini yapacaktır. Proje, anlaşma gereği müşterek fikir üretilerek yapılmakta olup, bitmek üzeredir. Yapılan protokol gereği stat müşterek kararlara göre yapılacaktır.

Ulaşım açısından yeni stadın konumu nedir?
Seyrantepe biliyorsunuz şehrin merkezinde. Maslak kavşağına sadece 1000 metre mesafededir. Yedi şeritli yolları ve kavşakları yapılıyor. Stadın hemen karşısında olacak olan metro istasyonun inşaatı da devam etmekte. Yüzde yetmişi bitmiş durumda. Bu aslında projeye kazma vurulmuş ve başlamış olduğunun da belgesidir. Metronun triyaj yani manevra istasyonu Seyrantepe’de olacak. Saatte 45.000 kişi taşıyabilecek. Bu ilgililerden aldığım bilgidir. Metro ile stada gelenler metrodan indikten sonra 200 metre yürüyerek stada ulaşacaklar. Ayrıca bugünküyle karşılaştırılmayacak kadar geniş otopark imkanları var. Seyrantepe’deki otoparkımız 5.000 araçlık olacak.

Bu stat Galatasaray için ekonomik olarak ne anlam ifade ediyor?
Bu kompleksin adı Ali Sami Yen Spor Kompleksi olacak. Avrupa’da stat isimleri 10 senelik sürelerle çok büyük rakamlar karşılığında büyük firmalara satılmaktadır. Biz de bu çalışmaları yürütüyoruz. Bu kompleksi sponsor bir firmayla beraber “X Galatasaray Stadı” olarak devam ettirmeyi öngörüyoruz. 20 civarında ana sponsor firma olacak. Banka, elektronik firması, yiyecek ve içecek firmaları ana sponsorlar olacak. Onun haricinde 150-180 adet arasında iki yanda çift kat localar diğer taraftarla da tek kat localar yapılacak. Ayrıca restoranlar, sinemalar, spor malzemeleri satan mağazalar da yer alacak bu komplekste. Kısacası bu yeni spor kompleksinde Galatasaray’ın gelirleri ciddi anlamda artacaktır.

İnşaat başladıktan sonra loca satışları da başlayacak mı?
Başlayacağız. İsim hakkı çalışmaları için de hemen başlayacağız. İnşaat şartnamesinde bitiş için verilen süre 24 ay olacak. Ben 18 ile 20 aya arasında biteceği kanaatindeyim. Ona göre satışlarda başlayacak. Stat tam olarak bitmeden de belirli bir aşamaya geldiği takdirde maçlar burada oynanabilir. Anlaşmamız gereği o stat bitene kadar biz maçlarımızı Ali Sami Yen’de oynayacağız.

Ali Sami Yen’deki tapulu arazimiz var. Burası için ne tür bir çalışma yapmayı düşünüyorsunuz?
Mecidiyeköy’deki 2175 metrekarelik tapulu arazimize de inşaat yapılacak. Bunun bir katı lokal olarak üyelerimize hizmet verecek. Altı kat yüksekliğe sahip üç kat da bodrumu olan estetik bir bina olacak bu. Böylece Mecidiyeköy’den de kopmamış olacağız.

Son beş yılda bu konuda büyük çaba sarfettiniz. Yoğun eleştiriler de aldınız. Bu süreçte neler hissettiniz?
Çok zor bir dönemdi. Tüm Galatasaraylıları bu konuyla ilgili olarak elimizde olmayan nedenlerden dolayı biraz geç olarak bilgilendirmek durumunda kaldığımdan dolayı da çok üzülüyorum ve samimi olarak özür diliyorum. Galatasaray’ın böyle bir stada sahip olmasını istemeyenler olayı provoke ettiler. Bu yüzden de belli bir dönem için sessiz kaldık. Bu reaksiyonları önlemeye çalıştık. Sessizliğimizin yanlış anlaşılması beni üzdü ama youlmdan çevirmedi. Çünkü Galatasaray’ın böyle bir stat ile tüm zorlukları aşacağını ve ekonomik bağımsızlığını gerçek anlamda kazanacağını görüyordum. Bu yüzden bu hedefe kitlenmiştim. Galatasaray’ı dünya kulübü yapmak hedefimiz, bu stadın yapımından geçiyor. Her büyük stadı olan dünya kulübü olamaz. Bunu görüyorsunuz. Bu hedefe kültürel olarak Türkiye’de hazır olan tek kulübüz. Şimdi Seyrantepe ile dünya kulübü olma hedefimizin maddi altyapısını oluşturuyoruz.
Papazın Çayırı, Taksim Stadı, Dolmabahçe Stadı ve emektar Ali Sami Yen derken bu güne değin geride kalan 100 yılı aşkın süre boyunca pek çok farklı statta maçlar oynadık. Her biri anılarımızda iyi kötü bir yer edindiler.

Ancak şimdi geldiğimiz nokta, endüstriyel futbol gerçeği karşısında her alanda yeniden bir yapılanmayı gerektiriyor. Yüksek gelir sağlayacak prestijli bir stadyum da bu yapılanmanın olmazsa olmaz öğelerinden birini oluşturuyor. 21. yüzyılda büyük bir kulüp olarak var olacaksak, bunun yolu günün koşullarına göre inşa edilmiş modern bir stada sahip olmaktan ve tarih yazmaya oradan devam etmekten geçiyor. Uzun zamandır sürdürdüğümüz yeni bir stada sahip olabilme mücadelesi de, işte tam bu gerçeğe denk düşüyor.

İlk Projeden Günümüze
Hatırlanacağı üzere Faruk Süren ve Mehmet Cansun dönemlerinde Ali Sami Yen’i yeniden inşa etmeyi esas alan iki ayrı proje hazırlanmıştı. Ancak onlar çeşitli gerekçelere bağlı olarak hayata geçirilme şansını bulamadılar. Şu an itibarıyla Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi yepyeni bir projeyle karşımıza çıkıyor. Statla ilgili eldeki projeler kesin avan proje aşamasına gelmiş ve temeli de atılmış durumda.

İnşaat normal koşullarda 2009-2010 sezonunda bitmiş olacak. 13 Aralık 2007'de temeli atılan Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi'nin, Türkiye’de halihazırda Olimpiyat Stadı ile Şükrü Saracaoğlu Stadının mevcutlar içinde en iyi statlar olarak göründüğü bugünkü ortamda, Türkiye’deki en modern ve en görkemli stat olacağını da hemen belirtmek gerekiyor. Stat, sahip olduğu özellikleri itibarıyla Avrupa’nın en iyi beş stadında biri olacak. Allianze, Schalke Arena, Amsterdam Arena veya Toronto’daki Sky Dome ayarında bir stat ülkemize ve dolayısıyla da Galatasaray’a kazandırılmış olacak. Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi görünümü ve planıyla da tek olacak. Örnek stat konumundaki Aslantepe, takriben 130 milyon euro’ya mal olacak ve bunun yaklaşık15 milyon euro’luk kısmı sadece çatı için harcanacak.

Stat Arazisi
Stat için ilk etapta 80 dönüm bir arazinin tahsisi uygun görülmüştü. Ancak kabul etmek gerekecek ki, 120 m2’lik bir arazi böylesi bir proje içindaha elverişli olacaktı. Stadın ilk olarak yapılması düşünülen arazi trafik vakfı kullanımında olup, bu bölüm bir noktadan sonra normal olmayan bir düşüşü içermekteydi. Doğal olarak stadın belirli bir kitlesini oraya sığdırmak mümkün olamayacaktı. Üçte biri hatta yarıya yakın bir kısmı deyim yerinde ise havada kalıyordu. Bu noktada 30 – 40 metrelik bir kot farkı oluşmaktaydı. Bunu yedirebilmek için zamanında buralara dökülmüş çöp dağlarının en azından 20 metre sıyrılması gerekecekti. Açıkçası stat inşası için belirlenen bu ilk nokta elverişli bir konuma sahip değildi. Bu durum maket yapıldıktan sonrada çok bariz bir şekilde ortaya çıkmıştı. Bunun üzerine stadın inşa edileceği arazinin değiştirilmesi için yoğun bir çaba sarfedildi. Sonunda hem proje mimarı Mete Arat’ın hem de TOKİ’nin önerileri üzerine stadın yeri değiştirilerek şimdi inşa edilmesi düşünülen noktaya alındı. Bu konuda da Sağlık Bakanlığının hastane yapmak için uygun yer kalmadığı yönünde bir takım itirazları olduysa da, Başbakanın maketi görmesi ve projenin hayat geçirilmesi için onay vermesiyle bu sorun da aşılacaktı.

Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi projesi ASP firması tarafından hazırlandı. Bu tarz uluslararası projelerde daha önce çeşitli görevler üstlenmiş olan Mete Arat bu konularda son derece tecrübeli bir mimar olarak tanınıyor. Daha önce Stutgart’taki Stadın yenilenmesi çalışmalarında görev alan Arat, bunun yanısıra Milli Kütüphane, Arena Kapalı Spor Salonu ve Güney Afrika’da bir stad projelerine de imza atmış bir isim. Bu sebepledir ki, Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi projesinin de işinin ehli bir profesyonelin elinde olduğu söylemek abartılı olmayacak.


Rakamlarla Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi
Hiç şüphesiz ki, bir projenin somutlaşmış hali ve anlaşılabilirliği onun rakamlara dökülmüş dolayısıyla da uygulanabilir hale gelmiş durumuna bakmaktan geçer. İşte kesin avan proje aşamasına gelmiş olan Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi'ni daha iyi tanımamızı ve bilgilenmemizi sağlayacak bazı veriler. Futbolseverlerin heyecanla maçları Stadın kapasitesi 52 bin kişilik. Stadın araziye konumlanmasıysa kuzey-güney oryantasyonuna yakın bir açıda olacak.

Toplam saha boşluğu kenar çekmeleri ile birlikte yaklaşık 10.000 m2 olacak stadın tribünleriyse iki kademeli olarak yapılacak. oturum alanı yaklaşık 43.000 m2 olacak. Yapının Türkiye’de benzer inşaatlarda olduğu gibi dökme beton olarak yapılması planlanıyor. Stadın oturma basamakları prefabrik beton olarak yapılacak. Çatı ise çelik olacak.

Saha ve Tribünler
İki kademe olarak yapılacak tribünlere gelindiğinde alt kademe tribünlerin yaklaşık 20 derece eğimli olması öngörülüyor. Bu sayede alt tribünlerin iyi bir seyir için sahayı tam olarak görebilmesi amaçlanıyor. Üst kademe tribünlerinse eğiminin yine yukarıdan tüm sahayı taç çizgisi de dahil görebilmesi için tercihen 34 derece olması gerekiyor. Basamakların kot yüksekliğinin alt kademede 25 cm olması uygun görülmüş durumda. Kot yüksekliği üst kademedeyse eğim 34 derece veya üatünde olduğundan dolayı otomatikman 45 cm. olacak.
Tribünlerin sahaya yakınlığı da UEFA kriterlerine uygun olacak. Seyrantepe Stadında bunun yaklaşık olarak 6 m. olması düşünülüyor. Bu sayede hem reklam panolarının rahatça saha içine konması hem de gerekli hallerde itfaiye veya ambulansın rahatlıkla saha içine girmesi amaçlanıyor. Seyrantepe Stadında tribünler ile saha arasındaki 6 metrelik boşlukla bu statta hem seyirciler Ali Sami Yen Stadına göre sahaya çok daha yakın bir konumda maç seyredecekler hem de UEFA kriterlerine uyulmuş olacak.

Stadın Üzeri Nasıl Örtülecek?
Stadın üzerini tamamen örtecek olan açılır kapanır çatı yapılacak. Yuvarlak bir görünüme sahip olacak. Stadın üstünün açılıp kapanırlığı elektrikli bir motor sistemi ile çalışan iki kapak sayesinde sağlanacak. Bu kapaklar makasların bir ray üzerinde kaymasıyla açılıp kapanacak. Stadın üstü kapaklar kapandığında tamamı itibarıyla örtülmüş ooacak. Stadın tavanına basketbol salonlarındaki gibi dört taraflı bir skorboard asılması da mümkün olabilecek.
Shanın yeteri kadar ışık alabilmesi çimlerin bakımı açısından da büyük önem arzediyor. Eğer çimler yeteri ölçüde güneş ışığı almazsa çimlerin bakımı açısından sorunlara yol açabilecek bir mesele. Çünkü böyle bir statta çim değiştirmenin maliyeti çok yüksek.

Stadın Diğer Boyutları
Dolaşım alanlarının stat duvarından itibaren 15-20 m. olması düşünülüyor. Stadın etrafındaki trafik alanı da göz önüne alındığında toplam inşaat alanı 70 bin metrekareye ulaşıyor. Çok amaçlı statlarda kalıplar ve standartlar bellidir. Bu statları birbirinden farklı kılan şeyler çatı, dış cephe ve bu cephenin mimari tercihe göre aldığı biçim olmaktadır. Açılır kapanır kapaklar dolayısıyla hareketli yükü taşıyabilmek için dör tadet masif taşıyıcının dış cepheye yerleştirilmesi gerekecek Bu durumda da maliyet kaçınılmaz olarak yükselecek.

Stadın iç tasarımına tekrardan döndüğümüzde iki tribün kademesi arasındaki boşlukta süitler yapılacağı görülüyor. Bunlar iki kat olarak yapılacak. Süitler orta sahaya yakın kesimlerde, kısmen köşelerde yer alacak. Projenin alacağı nihai şekle göre belki bir miktar süit kale arkalarında da bulunacak. Süitlerin toplam sayısının 130 ile 150 arasında olması düşünülüyor. Bu arada ara bölgede bir takım boş alanlar da olacak. Buralarda toplam 1500 kişiye hizmet sunabilecek restoranlar, foot-court büfeler ve tribünler ile bağlantılı Lounge’ler (salonlar) yer alacak. Alt ve üst tribünlerin arkalarında dolaşım alanları da yer alacak. Dolaşım alanlarında büfe ve tuvaletler bulunacak. Kale arkası tribünler arkasında da yemek servisi yapan birimler olması düşünülüyor. O yerlerin dışa bakan kısımlarındaysa idari bölümler yer alacak. Planlamaya göre kulübün bir bölümü de orada yer alabilir

Statta açık loca olmayacak. Galatasaray için VIP, Basın, Protokol tribünleri olacak. Divan üyeleri ve Eski sporcular için bir bölüm ayrılacak. Ayrıca UEFA’nın 400 metrekarelik bir VIP salonu istiyor. Bu ihtiyaç Ali Sami Yen’de fiziksel koşulların yetersizliği yüzünden halen karşılanamıyor.

Seyirci ve Ulaşım
Burada kitle kontrolü önemli bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Misafir seyirci, açık tribün seyircisi gibi farklı seyirci gruplarının kontrollü bir şekilde stada giriş çıkışının sağlanması lazım. Koridorlar ve merdivenler bu ihtiyaçlara cevap verecek biçimde ayarlanacak. Seyirci 8-10 dakikada stadı boşaltabilecek. Stattaki otopark ise 4000’e yakın araç kapasiteli olarak inşa edilecek. Tabliyeler şeklinde kademeli olarak inşa edilecek otoparkın yüzde 60’ı kapalı, geri kalanı ise açık olacak. Otoparkın kademeli bir şekilde tabliyeler halinde inşa edilmesi katlı otoparklara göre giriş çıkışta da kolaylık sağlayacak. Stada seyirci taşıyan otobüsler ise Cendere yolundaki bir noktada park edecekler. Ayrıca görevliler ve güvenlik birimleri için de aynı mahalde belirli bir yer ayrılacak.

Metro ile gelenlerse TEM’in altından inşa edilecek bir geçitten geçerek stada gelecekler ve
yaklaşık 250 metrelik bir mesafeyi yürüyerek stada girebilecekler. Metro inşaatı ile burada yapılacak metronun manevra ve park istasyonlarının inşaatı halihazırda devam ediyor. Bunun yanısıra TEM’den stada ulaşabilmek için viyadük inşaatına da başlanmak üzere. Belediye tarafından yapılacak olan viyadük inşaatları da aynı şekilde devam ediyor.

Gelir Kalemleri
Peki Galatasaray’ın bu yeni stattaki gelirleri hangi kalemlerden oluşacak. Galatasaray’ın gelirleri öncelikle özel koltuk geliri yani kombine dediğimiz kalemden sağlanacak. Suitler de ayrıca önemli bir başka gelir kalemini oluşturacak. Restaurant, food-court ve büfe gelirleri, otopark gelirleri de Galatasaray’ın bu stattaki girdi sağlayan diğer kalemleri olacak.
Stat bütün bunların yanısıra hizmete girdiğinde üstünün de kapanabilirlik özelliği göz önüne alındığında yılın her zamanı çeşitli sanatsal ve sosyal etkinliklere ev sahipliği yapabilme imkanına sahip olacak. Bu yönü itibarıyla da Seyrantepe Stadı Galatasaray’a gelir kazandırmaya devam ederken, aynı zamanda İstanbul’un sosyal ve kültürel hayatındaki yeni bir çekim merkezi olarak da ön plana çıkacak.

Evet, Galatasaray yıllardır süren zahmetli bir sürecin sonunda yeni ama ondan da öteye endüstriyel futbolun gereklerine tam anlamıyla cevap veren modern bir stada kavuşmak üzere. Bugüne değin büyük özveriyle yürütülen çalışmaların artık meyvelerini toplama zamanı gelmiş bulunuyor. Seyrantepe arazisinin ve üzerinde yapılacak olan stadın 49 yıllığına bedelsiz olarak Galatasaray’a devrini öngören protokolün imzalanmış olması bunun ilk önemli adımını oluşturuyordu. Bunu, ihalesinin yapılması, Aralık 2007'de temelin atılması izledi. Sıra, planlara göre iki yıl sonra stadın açılışında. Sonrası mı? Sonrasıysa102 yıldır kazanılan zaferler zincirine yeni halkaların eklenmesine gelecek.


Onun için de şimdiden kombinenizi almakta ya da locanızın yerini belirlemekte fayda var diyoruz.
yok Yorum Yorum yaz! Bağlantı

7/9/2008 - Bu Bir Deplasman Hikayesidir..

Kategori: Genel
Geçen sezon gidilip efsaneleşen Sivas deplasmanı hafızalarda hep yerini korudu koca bir sene boyunca. Çokça muhabbetleri yapıldı,anıları dillerden düşmedi hiç. Geriye doğru özlemlerimiz çığ oldu geçen bir senenin ardından. Ufukta delicesine beklenen Sivas yolu vardı. Bu kez ilkine göre farklı olacaktı gelmeyenleri, gelemeyenleri ile..

Yoğun geçen bir haftanın ardından telefon trafiği,zorlamalar, yapılan hesaplar, kredi kartının köşesinde kalan üç beş kuruş ile gidilmesi zaten kesin olan deplasman için tüm engeller ortadan kalkmıştı. Bu kez araç koltuklu olucaktı. Ondülün saçın götümüzde bıraktığı şekillerin uzun süre ortadan kaybolmaması koltukluya yöneltmişti bizi. Starex fiyatları araştırıldı, dobloya dönüldü, tren mi acaba denildi ama Voda'nın patronunun kıyağı ile Kore-Japonya taraflarından vazgeçemeyen bünyemiz Mitsubishi ile mutluluğa yol alıcaktı bu kez..


İstanbul'dan voda ve seer tarafından teslim alınan araç konya ve eskişehirden geleceklerle Ankara'da geçen sene güzel anılarla bıraktığımız parkta buluşmak üzere yol alır. Geçen yıl uzun saatler bekleyenlerin yüzünde yine aracın geç gelme endişesi hakimdir parkta. Evet bu senede geçen senenin aynısı tekrarlanır araç maksimum rötarla varır Ankara'ya. Fakat bu kez parkta beklemekte olanlar ilginç bir geceye tanıklık ederler. Köpeği ile aynı şişeden bira içen bi adamın hayat hikayeleri, on metrelik bi yol uzerinden dakikalarca dolaşan bi adam, sık sık nefesini hissettiren Ankara'nın kolluk kuvvetleriyle geçen gerilimli bir gece..



Sonunda beklenenler geç de olsa gelir. Hasret giderilir, sevgiliye koşmanın ve bir yıldan beri konuşulan güne varmanın heyecanı ile yola çıkılır. Geçen seneden eksikler var göze çarpar yoklamada yok yazılırlar bu deplasede. Herkesin yüzünde beklenen güne ermenin verdiği mutluluk göze çarpar. Alkolün ve birbiri ardına patlayan bestelerin eşliği ile sabahın ilk ışıkları uykusuz bi şekilde görülür. Aracımız bozuk satıhlı yollarda bir ceylan gibi sekerek yol alırken çukurlardan dolayı bardağa dolmayan votkanın siniri hakimdir araçta. Hep geçen yıl konuşulur, burda bu vardı, işte orası, burda durmuştuk söylemleri düşmez ağızlardan.


Yolun bir bölümünde doğanın kısmi güzelliğiyle gaza gelen ben 'ulan burda ınsan ölür mü bak doğaya, bak sabahın köründe ayaklanmış olan insanlara' derken ramco'nun deplasmana damga vuran sözü gelir : ' hınca hınç dolu bir mezarlığı göstererek ölür niye ölmesin bak ölmüşler işte..'


Gittikçe bitmeyen yol, sıkça karşılaşılan 34 plaka araçlar ile yola devam edilir. Bir molanın zamanıdır artık fakat hep sene özlemi var ya akıllarda aynı yerde duralım. Yaklaşık 60 km boyunca sanırım burası, şu virajı dönünce, olm orası yıkılmış bak çift yol yapmışlar derken artık yeter denilip yine ona benzer bi yerde durulur. Votkalar açık havada tazelenir, derenin akan suyunda promosyon jiletle sakal tıraşı olan seer izlenir, biraz dinlenilir. Ama 'o' yerde durmadan rahat edemicek olan ben ısrarla devam edelim bulalım orda duralım söylemlerinden ahaliyi bunaltınca yola tekrar koyulunur. Kaç km aradığımız yeri 100 metre ileride buluruz. İşte o an geçen yıl canlanır insanın gözünde. Bir acaip durumdur bizler için. Duvarlara, boyadığımız tabelalara bakarız hemen silikte olsa durmaktadır yazılar. Spreyler hemen çıkarılır aynı yazıların üzerinden geçilir seneye gelir yine tazeleriz diyerek mekandan ayrılınır.




Saat daha erken olsa bile Sivas'a ulaşma isteği herkeste artmıştır. Hızlı bi şekilde yol alınır. Ve Sivas tabelası göz kırpar bize. Adettendir ya durulur, boyama işlemi gerçekleştirilir, foto alınır. Bu tabela için bir beste bile çıkmıştır aslında. Gelmeyenlere giydirmek için dökülür dudaklardan..'' Sivas tabelasında yeniden duralım, geçen seneki gibi bir foto yapalım, iki resim arasındaki farkı bulup, gelmeyen ibneleri bir bir sayalım''.. şeklinde kulakları yeterince çınlatan bir dörtlükle şehre girilir.



Şehir girişinde güvenlik kordonunun oluşu ve şehir merkezine girilemeyişi haberi geldikten sonra kamufle olunup son gaz şehre girilir. Stadın etrafında bir durum tespiti yapıp geri dönülür. Maça daha saatler vardır ve açlık sorun haline gelmeye başlamıştır. Bir iki soruşturmayla şehir girişinde bi yer tespit edilir. Mekana teşrif edilir, kahvaltı adı altında verdikleri on zeytin, dört parça kaşara sekiz kişiyi doyurmayı planlıyan müessese çıkardığı hesapla hepimizi hayrete düşürür. İstanbul'un geliyor olması iştahlarını kabartmış anlaşılan biz her türlü geçiririz düşüncesiyle günü kurtarma gayretlerinden güzel örnekler sundular. Hepsine teşekkürlerimizi sunarız.


Maç saatinin yaklaşmasıyla İstanbul'dan gelen 7 otobüs ve 5-6 minübüs ile şehre çıkarma yapılır. Stadın orda deplasman tribününe giden dar uzun bir caddedeki yüzlerce sivaslı arasından geçilerek yol alınır. Tabi klasik anadolu halkının el-kol, küfür hareketleri ile boşalan otobüsleri görüp kaçan sivaslılar bir tebessüm bırakır herkeste..




Bilet sıkıntısının çok oluşu ayrılan yerden fazla taraftarın gelişi ile turnikedeki zor anlardan sonra güç bela tribündeki yerler alınır. Bir anadolu kahramı gibi lanse edilen sivasın tribünlerindeki bi kaç pankart ve geçen seneden tanıdık olduğumuz seyirci! kitlesi yine göze çarpar. Herkesin yüzündeki heyecan okunmaktadır. Bu ifadeleri destekleyen inanılmaz, anlatılması zor değil imkansız olan, bizi alıp götüren bi kaç dakikada onlarca duyguyu yaşatan bi maç yaşanır. Sonucunda aslanlar formanın hakkını vererek galip gelmesini bilirler. Kendi takımının değil başkalarının menfaatleri peşinde koşan bir teknik direktöre ve başkana sahip bir takım için inanmışlık ve başarıdan söz edilebilirmi ki ? Boşverin siz anadolunun başarısını khalkedon çocuklarına çalışın.. Belki gün olur o kulüpte yönetime girersiniz, belki gün olur o renklere asker selamı çakarsınız. Zaten sizinde isteğiniz bu değil mi? Bu arada değinmeden geçemicem geçen senede aynı terbiyesizliği yapan 1291 numaralı basın görevilisi sivasta şaklabanlıklarına tam gaz devam ediyor. Sonu hayrolsun diyoruz. Gözlerinin içine baka baka söylediklerimizden sonra yüzünde oluşan tebessümler zaten kimin çocuğu olduğunuda ortaya koyuyor.


Artık Sivas'tan ayrılma vakti geliyor. Mutluluklarımızı yanımıza alıp çılgınca yağan yağmur altında yola koyuluyoruz. Sabah kaçta varırız, işe yetişir miyim soruları kafalarda dönerken, lastiğimizin patlama sesiyle uyanıyoruz. Kazanın ucundan dönerek yol kenarında duruyoruz. Yerleşim yerleriyle yakından uzaktan alakası olmayan bi yerde bekliyoruz. Yardımımıza jandarma geliyor. Yaklaşık 2 saat kadar bekliyoruz. Muhtemelen yatagından kaldırılmıs bır lastık ustasının getirilerek sallama bi iş yapmasıyla yola devam ediyoruz. Gün ağırırken ikinci kez lastik patlama sesi geliyor yok artık diyoruz. Sabahın körü araç bile geçmeyen bi yer mecburen en yakın gözüken yerlesime yürümek gerekiyor. Araçtan iki gönülsüz mecburen köye yol alıyor lastikçi için. Gelen haberer kötü elde lastik yok başka bi şehirden lastik gelicek. Bi çay olsa diyoruz derken beton fabrikası kucak açıyor bize. Sağolsunlar sıcak çaylarını, tuvaletlerini esirgemiyorlar bizlerden. Uzun bi beklemenin ardından sorun çözülüyor yola tekrar devam ediyoruz. Maç biteli 12 saat olmuş herkes işine, gücüne dönmüş biz daha Yozgattayız. Olsun be diyoruz. Yine efsaneleşiyor ya sivas yolu bi de beraberiz bu kadar mutluluk yeter bize. Artık acelemiz yok durarak, içerek, ağır ağır gidiyoruz. Ankara'ya varıyoruz akşam saatlerinde. Otogarda inenler var. Ayrılık her zaman olduğu koyuyor. Ama bi şekilde yol alma vakti. Vedalaştıktan sonra çıkıyoruz İstanbul yoluna. Sanki 3 gündür yollarda değilmişiz gibi dimdik, gülerek yolumuza devam ediyoruz. Yavaş yavaş kavgamızın şehri beliriyor ufukta. Gişelerden ücretsiz geçme hakkını kullanarak suyun bize ait olan tarafına varıyoruz. Aracı teslim edip evlerimize yol alıyoruz ağır ağır. Eve vardığımda şöyle bi saate bakıyorum Salı 01 :20. Cumartesi günü akşamüstü başlayan deplasman 58 saat sürüyor ironik bir biçimde. Konya deplasmanına bir deplasman 3 gün sürer mi? diyen voda'ma 4. güne girdik diyor gülüyorum...
İlki gibi güzel, farklı, mutluluklarla doluydu. Bir sonraki sene tekrar görüşmek üzere. Biz yine geleceğiz...
yok Yorum Yorum yaz! Bağlantı

7/9/2008 - uLan Galatasaray!(Tribün Dergisi-Fergurel)

Kategori: Genel
Bu Yazıdaki Hatalar Yazıyı Yazan Kişinin O Sırada Kafası Güzel Olduğu İçin Böyledir..
biz öööle kendi hayatımızı efendi gibi yaşamaya çalışırken
ne biliyim...
sağa sola salça olmadan...

belki en büyük keyfimiz...
günesin allahına kadar vurdugu altın sarısı biramızı yudumlarken...
birbirimize ask acılarımızı, ''pardon! gözüme toz kaçtı!'' hissiyatı içinde fısıldarken...

bacağımıza sürünüp duran bir kediyi okşarken,
''ooluum bu kedi hayvanı var ya, tekamül zincirinin en son halkasi lan...
"buda'dan bile daha bilge lan bu hayvan!'' seklinde naif muhabbetlerimizi yaparken...

kanımızı dökerek kurduğumuz ayyaş cumhuriyetin en aşşağılık başkentleri aksaray meyhanelerinde
ileri karakolları olan parklarda...
gökte sadece sahici bi dolunay...
elimizde güsel marmara...
şehirin g.tünde pireler uçusurken
ve biz terkedilen bir sevgili nasil üşürse...
işte ööle üşürken...
ve daha onyedi...onyedi...on yedi...iken aşk konuşulur di mi...
hayir biz senin addını fısıldıyorduk galatasaray
bunu hiç bilmeyeceksin!

gecenin ç.künde her türkgh babası gibi ayyaş bi babanın sızmasını bekledikten sonra
yine boynumuzda sarı-kırmızı kaşkollar
yine aynı dolunayın altında buluşup
bağrında gecelemek için sana koşarken
içtigimiz o güsel marmaranın bile adın kadar içimizi ısıtamadığını hiç bilmeyeceksin galatasaray!

1980'ler...sokağa çıkma yasakları... daha on yedi...on yedi...on yedi...bile diilken
geceleri boynumuzda sarı kırmızı kaşkollar...
elimizde sarı kırmızı pankartlar...bir militan gibi toplum polislerinden kaçarken...
ve bütün yaşıtlarımız...
geceleri... gayrimeşru bu şehrin gayrimeşru duvarlarına kahrolsun faşizm yazarken
biz geceleri aynı duvarlara...en büyük cimbom yazdık
ve bütün yaşıtlarımız gündüzleri mütemadiyen fenerli iken
biz aleme inat seni sevdik
komik olan şuydu
tarihinin en zavallı dönemiymis meğer
hiç şampiyon olamazdın o zamanlar
biz de zaten farkında diildik... hep güsel marmaraydık çünki
daha on yedi on yedi on yedi bile diildik...
neden gaassaray? diyenlere...
because, güsel marmarayla güsel gidiyor! derdik...
ki bunu hiç bilmezsin...

daha onyedi onyedi onyedi bile diildim diyom... alooooooo?

ulan gaassaray! söyleyecek o kadar çok şeyim var ki sana!
ulan! anlatacak o kadar çok hikayem var ki gaassaray!
anam avradım olsun hiç bilemeyeceksin!
bu kediler var ya...çok enteresan hayvanlar abi...
yok Yorum Yorum yaz! Bağlantı

<%EntryDate%> - <%EntryTitle%>

Kategori: <%EntryCategory%>
<%EntryBody%>
Yorum yaz!

<%CommentDate%> - <%CommentTitle%>

Yazan <%CommentAuthor%> <%CommentAuthorIP%>
<%CommentBody%>
Bağlantı Düzenle Sil

<%EntryDate%> - <%EntryTitle%>

Yazan <%EntryAuthor%>
<%EntryBody%>
<%EntryCommentCount%> Yorum Yorum yaz! Bağlantı

<- Son Sayfa Sonraki Sayfa ->

Reklamlar

site ekle Radyo Dinletoplist - evden eve nakliyat - site ekle
Zirve100

 

Hakkımda

Galatasaraylıların Buluşma Mekanı!

Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım